Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2010 Perşembe

Hoşgörüyle BİR’liğimize Yol Açanlar...

Astrolog Abi; “30 Eylül zor gün, başına kocaman felaketler gelebilir, evden çıkma” nidaları ile dolaşırken, içerden naif ama yumuşacık bir güçle bir ses, “sen boşver, en az dün kadar iyi bir gün olacak” diyerek sakinleştiriyor dünden beri beni.

Bu sabah Açık Radyo’da Zara Hindi dinlerken ruhum iyice yumuşamış, yaslamışım arkamı trafiğin yoğunluğuna, almışım önüme yağmur sonrası dinginlikten maviliğe geçen İstanbul gökyüzünü, hayallerime uçmuşum...Birden Açık Gazete’deki en sevdiğim bölüm başladı, “ Saatli Maarif Takvimi”, bugün doğanlar: Mevlana...

Hoooop, o rahatlamış yüreğim, kütü-kütü atar hale geldi birden, şaşkın gözlerle nereye bakacağımı şaşırdım. Sonra birden yeniden bir gevşeme ve bizgillerin “dua” dediği, Hindu’dudur, Budist’tir abilerin “mantra” dedikleri sözcükler geçip aklımdan,

“BİR OLMAK” da takılı kaldım. Birlik’le sarıldım dört taraftan.

Bir olmak, hoşgörüyle her geleni, beni benden alana “öğreten” diye bakabilmek. Dışarda senden gayrı birşey/ruh olmadığını anlayan, bilen olmak. Şems’in herşeyi göze alarak, aşkla Mevlana’ya öğrettiği ve sonsuz sevgiyi barındıran, herşeyi HOŞGÖREN ve “herşey olanın” içinde hiçliğini kabul etmenin erdemini insanlığa öğreten Sevgili Mevlana’ya... İyi ki doğmuşsun, iyi ki Tanrı’ya kavuşmanın asıl doğum olduğunu bilen ve anlatan olmuşsun.

Yolumuz belki uzun belki zorlu ama hoşgörmenin sadece kendini kabul olduğunu bilerek, gücümüzün BÜTÜNLÜĞÜMÜZ, BİRLİĞİMİZ’de olduğuna inanarak, her dakikasından keyif alarak yürüyelim diyorum.

Hepsibirya dostlar...Hepimiziz, izsiz ama hoşgörü içinde BİR’iz..

Yazar: Dantel

Hoşgörü

Bugün, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin doğum günüymüş. Ölüm gününü, yeniden doğuş günü olarak kabul eden, sözleriyle, yaşama biçimiyle beni derinden etkileyen Mevlana, benim için "hoşgörü"dür.
Hoşgörü, her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans olarak geçiyor, sözlükte.

Şu anda ola gelen bütün savaşlar, çekişmeler, taraf olma, taraf olmayanı dışlama gibi hayatı zehir eden tüm insana dair yaraların, sadece hoşgörü ile temizlenip, sarılabileceğine inanıyorum. Mülkiyetçilikten vazgeçiş, kabulleniş, dünyaya yumuşak gözlerle bakmak da bütün mikropları öldürmeye yeter ve yaranın iltihaplanmasını engeller.

Eşcinsellerin dışlanmadığı, kadın-erkek olmaktan ötürü kimsenin farklı muamele görmediği, milliyetçiliğin arkasına saklanmışların can yakmadığı, kimsenin kıyafetinden, türbanından, inandıklarından, mini eteğinden ötürü diğerine üstünlük taslamadığı, diğerini yok saymadığı bir dünya olsun.

"Bir tanecik hayatımız var" korkusunu bir yana bıraksak, ölüm günümüzün, yeniden doğuş olduğuna inansak; karşımıza çıkanı, başımıza geleni hoşgörü ve tevekkülle karşılasak, bence tahmin ettiğimizden çok şey değişir.

Küçük de olsa; bir adım,
Hoşgörü ile...