Hissetmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hissetmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2010 Salı

7.his

Neyi hissetmemek istersen onu mu hissedersin hep?

kaçıyorum dersin ama ona doğru mu koşarsın, 6. his nedir bilemeden 7. yi mi bulmaya çalışırsın ?

Ey hissetmeyenler daha da çok hissettiremeyenler, duygularını saklayan, saklamaktan çok aslında paylaşamayanlar..Kim kolay yol bu dedi ki..

hisset-ki unutma, unutma-ki yaşa.

bir arkadaşım en kötü ve en iyi anlarımda sadece "hisset" derdi.
"Neyi?" dememe gerek kalmazdı
Paylaşırdık

Aslında hep orda

Ben hissediyorum - sen göremiyorsan yaklaşma

14 Kasım 2010 Pazar

his

his his his
hissetmek...

konuyu kendine dert etme gibi bir durum
konuyu kendine his et.

mesele ise, hisettigini hayata gecirebilmek
hissettigin baska yansıman hayat hikayende farklı ise
o hisler oluyor sana dert.

bu sefer de şu cümle çıkıyor meydana, bosver dert etme!

hisset,
dert etme..

hayatı hisset!

9 Kasım 2010 Salı

Hissettiğin sürece varsın!

Aşık olmaktan kaçanlar, heyecanlarını yatıştırmak için beyinlerini devreye sokanlar, içlerinden geldiği gibi davranmak yerine; kasanlar, kastıranlar.
Zor be işiniz!

Hiç saygı duyulacak bir yanınız yok. İnsan olmanın gerekliliğidir be, izin verin kendinize.
Bugün önüme gelenin canına okudum. Tutsam içimde, çok mu iyi olacaktı?
Hak edene karşı sinirse sinir, sevgiyse sevgi. Verdiğinin fazlasını iade ederim. Şu anda daha çok sinir iade edesim var ama geçer, kalıcı değil, korkma.
Ne vereceğine herkes kendisi karar versin. Drama queen olurum, kime ne?
Yılan gibi soğuk soğuk yaşayacağıma, yıkarım sonra yapıştırmaya çalışır, parçalarını öperim tek tek.

Hissediyorum ya, sana ne?

7 Kasım 2010 Pazar

Asirilik: Tehlike canlari kimin icin caliyor?


Kafama gelen celiskilerden kupleler sunmak istiyorum su dakika itibariyle. bir onceki yaziyi yazamamis olmayi es gecerek. benim gibiyse insanlar, zaten duygu patlamalarini bilirler dusuncesinin arkasina siginarak. bir taraftan da saklandigim omuzun arkasindan merakla tek gozle de olsa bakarak.

o ya da bu; sarki ya da kitap; arkadas ya da sevgili; icki ya da kahve; dram ya da komedi.. hayatin merkezine oturtulan herhangi bir kavramdan yola cikiyoruz. te tik le yi ci ler.

seni heyecan sinirlarina yaklastiran seyler, iyi/kotu hissettiren, kalp carpintisina donen herhangi bir "sey" hayatinin odak merkezine gectiginde ne dusunmeli? bunu aliskanlik haline getirdiginde "drama queen" olarak anilabilirsin ornegin. hatta kendi kendini bu sekilde yaftalaman da olasi.
Rutin hayattan kacabilmek icin, duygu patlamasi yasamana neden olan olaylara dogru kucak acmak cok insani sanirim. Ama kendini surekli gercekten birseyler hissettigini dusundugun; vucudunun, kalbinin tepki verdigi olaylara dogru itilmen, kendi kendini ittirmen? kalici hasarlara neden olur mu?

rutin denen birseyin oldugunu, normal temposunda bir kalbin de insana mutluluk verebileceginin farkina varmak lazim sanki.

bilindik bir kalp ritmi kulaklarda. dum dum. dum dum.